28 Şubat´ın Görünmeyen Yüzü!..
28 Şubat´ın Görünmeyen Yüzü!..
“28 Subat’ın Görünmeyen Yüzü!..” başlıklı basın açıklamamız dernek merkezimizde yöneticilerimizden Atıf Gönenç tarafından yapıldı.
 
Bir ülkede insanların kendini güvende hissetmediği, bilimin, sanatın, ticaretin, eğitimin, sanayinin sağlıklı bir şekilde sürdürülemediği, toplumsal barış ve huzurun sağlanamadığı durumlar hegemon güçlerin faaliyetleri için her zaman en uygun zeminler olmuştur. İşsizliğin ve yoksulluğun arttığı, sosyoekonomik düzeyin toplumsal bölünmüşlüğe yol açtığı, etnik farklılıkların körüklenerek bir çatışma ortamının yaratıldığı durumlarda, ülkeler dış müdahaleye hazır hale gelmiş olurlar. Bu şartların oluşturulduğu ülkelerde küresel aktörler, yerli işbirlikçileri eliyle ‘demokratikleşme’, ‘özgürlük’ vs. gerekçeler göstererek yönetime elkoyarlar.
Dünyanın dört bir yanında sahneye konan bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz bir asrı bulmayan kısa tarihinde de benzer şekilde tezahür etmiştir. Önce ‘saltanattan kurtarılıp cumhuriyete kavuşturulduğu’ halde bir türlü halka seçme ve seçilme hakkı verilmemiş ve ülke çeyrek asır boyunca tek parti yönetimi ile yönetilmiş, ardından yapılan seçimlerde de ‘açık rey, gizli tasnif’ sistemi kullanılmıştır. 27 Mayıs 1960 Darbesi ile son bulan DP iktidarının ardından ülkenin başbakanı idam edilirken, Türkiye yıllarca bu acı sürecin sancılarını yaşamıştır. Takip eden yıllarda da darbeler Türkiye halkının kaderi olmuş, 12 Mart 1971 Muhtırası’nı 12 Eylül 1980 Darbesi takip etmiştir. Ülkeyi kaosa sürükleyen ve kardeş kavgasını körükleyerek darbenin zeminini hazırlayan statükocu zihniyet, darbe sonrasındaki uygulamalarıyla da 30 yıldır bitirilemeyen terör sorununun doğuşunu hazırlamıştır.
16. yılını dolduran ‘28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi’ de bu zincirin son halkasını oluşturmaktadır. Diğer darbeler gibi 28 Şubat da Türkiye’yi yıllarca geriye götüren, dünya ile rekabette geride bırakan, ürettiği korku ve endişelerle toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getiren, üretim ve ticareti baltalayarak milyarlarca Dolar’lık zarara sebep olan karanlık bir müdahale olmuştur. Ancak 28 Şubat’ın en büyük tahribatı, yalnızca kendisini değil bölgesini de harekete geçirebilecek ve küresel hegemonik sisteme karşı durabilecek bir medeniyet yürüyüşünü engellemek olmuştur. 28 Şubat, D8 projesi gibi adımlarla hinterlandını ‘bütün dünya’ olarak ortaya koyan Türkiye’nin sahip olduğu zihnî ve kültürel zemine bir saldırı niteliği taşımıştır. Küresel sistem bu müdahale ile kendisi için tehdit olarak gördüğü İslamî hareketliliği önce durdurmayı, sonra da zaman içerisinde dönüştürmeyi ve söylemlerinin içini boşaltarak tehlikesiz hale getirmeyi amaçlamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde 28 Şubat’ın başarılı bir proje olduğu kesindir.
Bütün bu darbeler, Türkiye’nin toplumsal barışını sağlamaya güç yetiremeyen, komşularını tehdit olarak gören, farklı etnik grupları bir arada ve huzur içinde yönetmeyi beceremeyen, hak ve özgürlükleri kısıtlayan, inanç farklılıklarına tahammül edemeyen bir ülke görüntüsü vermesine sebep olmuştur. Bu tablo, Türkiye’nin, küresel güçlerin desteğine muhtaç, uluslararası hukuk tarafından sürekli kontrol edilmesi gereken sorunlu bir ülke olduğu söylemine de zemin hazırlamış ve onu dış müdahalelere açık hale getirmiştir. Nitekim çeyrek yüzyılı aşan terör sorunu bu müdahalenin en somut tezahürü niteliğindedir.
Bugün Türkiye’de ‘28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi’ ile hesaplaşmaya yönelik olarak atılan adımlar, yalnızca darbeleri gerçekleştiren Türkiye’deki sorumlulara karşı değil, darbelerin hizmet ettiği dış güçlere karşı da atılmalıdır. Bugüne kadar darbenin gizli eli olan küresel sisteme karşı bu anlamda herhangi bir ‘Hesap Sorma Hareketi’nin ne siyasî merciler, ne de sivil toplum tarafından başlatılamamış olması üzücüdür. Dileğimiz, 28 Şubat’ın gerçek sorumlusu olan küresel sistemle yüzleşilmesi ve böylesi bir ‘Hesap Sorma Hareketi’nin bir an önce başlatılmasıdır. Darbelerin yaşanmadığı bir Türkiye hayalinin, ancak darbelerin asıl müsebbibi olan küresel sistemle yapılacak bu hesaplaşmayla gerçekleşebileceği unutulmamalıdır.

BASIN BİLDİRİSİ / 7 Şubat  2013
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
 
Kayıt Tarihi : 27 - 2 - 2013
Bu sayfa 1665 defa ziyaret edilmiştir.